Günlük Burç Yorumları ve Analizleri

DR. ŞENAY YANGEL Kimdir?
  İletişim : +90 212 583 32 75

Türk İslam Kültürü’nde Müneccimbaşılık

Osmanlılardan önceki Türk ve İslam devletlerinin yöneticileri yanlarında müneccimler bulundurmuşlardır. Ancak müessese olarak devletin bir kurumu olarak sadece Osmanlı İmparatorluğu’nda müneccimler yer almıştır.

Türk ve İslam devletlerinde her zaman müneccimler sarayda yöneticilerin yanında bulunmuş ve bilhassa geleceği bilmek arzusu ile müneccimlere çok saygın davranılmıştır. İlm-i Ahakam-ı nücum, sınaat-ı ahkam-ı nücum, ilm-i nücum, ahkam-ı nücum, ilm-i hey-et ve ilm-i eflak isimleri ile adlandırılan astroloji ve astronomi ilmi birlikte anılmıştır. Bu ilim ile uğraşan kişilere verilen ad olan ‘müneccim’ ile hem astrologlar hem de astronomlar kastedilmiştir.

Savaş meydanına çıkılacak anı belirlediler

Osmanlılardan önce Abbasilerin ikinci döneminde bir kısım halifeler, emirler veya hükümdarlar yanlarında müneccimler bulundurmuşlar ve özellikle ordunun savaş meydanına çıkacağı anı hep müneccimler belirlemişlerdir. Hem Selçuklu Devleti zamanında hem de Büyük Anadolu Selçuklu döneminde de müneccimlere önem verilmiş ve saraylarda müneccimler bulundurulmuştur. Selçuklu sultanları döneminde müneccimlerin savaş meydanlarına kadar gittiği bilinmektedir. Keza İlhanlı hükümdarları da ne kadar hükümranlık süreceklerinden tutunda yapılacak önemli işlerde uğurlu ve uğursuz saatlerin tespitinde hep müneccimlere başvurmuşlardır.

Osmanlı devletinde de müneccimler aynı şekilde sarayda bulunmakla beraber; 15’inci yüzyılın sonlarında ‘müneccimbaşılık’ müessesesi devletin bir kurumu olarak çalışmaya başlamıştır. Ali Kuşci, Fatih Sultan Mehmet’in daveti üzerine İstanbul’a saraya gelmiş ve önemli hizmetlerde bulunmuştur. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinde yine müneccimlere danıştığı ve son saldırı zamanını da onlara göre belirlediği çeşitli yazılı eserlerde anlatılmaktadır. Sultan II. Beyazid döneminde müneccimbaşılık teşkilatının var olduğu günümüze kadar gelen yazılı eserlerden anlaşılmaktadır. Birçok müneccim ve müneccimbaşının isimlerine bu eserlerde rastlanılmaktadır. Bunlardan en meşhur olanlardan birisi de Takyüddin’dir. Müneccimbaşlarının bu görevlerinin dışında kadılık ve müderrislik görevlerini de yaptıkları günümüze kadar gelen yazılı eserlerden anlaşılmaktadır. Evliye Çelebi müneccimbaşlarının resmigeçit töreninde Kazaskerler eş değer makam ve mevkide olduğunu söylemektedir. Hekimbaşılık görevini yapan ve Anadolu ve Rumeli Kazaskeri unvanını almış olan müneccimbaşlarından bahsedilmektedir. Müneccimbaşılık kurumu Topkapı Sarayı ve Bab-ı Ali de bulunmuştur. Müneccimbaşlarının göreve atanmaları veya alınmaları hekimbaşlarının inhası ile olurdu. Ancak hem hekimbaşı hem de müneccimbaşı Silahtar Ağa’ya bağlıydılar. Osmanlı döneminde 37 müneccimbaşının görev yaptığı; 24 tanesinin ölümüne kadar bu görevde kaldığı; dokuz tanesinin azledildiği (görevden alındığı); diğerlerinin ise başka görevlere atandığı bilinmektedir. Mekteb-i Fenn-i Nücum adı altında bir de okul olduğu yine günümüze kadar gelen yazılı eserlerden anlaşılmaktadır. Son müneccimbaşı Hüseyin Hilmi Efendi’dir. Müneccimbaşı sarayda İlmiye sınıfında hizmetli olarak kabul edilmektedir. Müneccimbaşı takvim ve imsakiye hazırlarlardı. Uzun süre takvim satma yetkisi de sadece müneccimbaşında idi. ‘Zayiçe’ denen bir hesaplama şekli kullanılarak müneccimbaşı tarafından uğurlu saatlerde tespit edilirdi. Bu kurumda ayrıca ‘Müneccim-i Saniler’ ve ‘Müneccim-i Salis’ diye adlandırılan makamlarda bulunan insanlar vardı. Ayrıca katipler ve müneccimlerde vardı. Rasathaneler ve muvakkıthaneler ile Mekteb-i Fenn-i Nücum isimli okul müneccimbaşına bağlıydı. Mekteb-i Fenn-i Nücum isimli okul müneccimbaşı Hüsnü Efendi tarafından kurulmuş ve ölünceye kadar idaresi Hüsnü Efendi tarafından yapılmıştır. Daha sonra ise bu görevi Sadullah Efendi yürütmüştür. Eylül 1840 tarihli bir belgede ilk bu okuldan bahsedilmektedir. Okul bu tarihten evvel açılmış olup, tam olarak ne zaman açıldığı belli değildir. Okul yaklaşık beş yı açık kalmıştır.

Özet olarak İslam halifesi olan padişahlar döneminde müneccimlik sarayda kadrolu bir görevdir. Ayrıca o dönemde bunun okulu dahi açılmıştır. Ancak maalesef ülkemizde astroloji alanında profesyonel eğitim veren yetkili bir kuruluşun olmaması astroloji adına kayıp ve düşündürücüdür. Türk İslam Kültürü ve Osmanlı’da müneccimbaşılık ile ilgili araştırmalarım geniş kapsamlı haliyle kısa bir süre sonra siz değerli okuyucularımla paylaşılacak.

Gökler rehberimiz yolumuz ışık olsun.
Dr.Astrolog Şenay YANGEL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir