Günlük Burç Yorumları ve Analizleri

DR. ŞENAY YANGEL Kimdir?
  İletişim : +90 212 583 32 75

Mars: Kudretli Kötücül Muazzam Şerri Ruhani Enerjisi

Mars: Kudretli Kötücül’ün/Muazzam Şerri’nin Ruhani Enerjisi
Gary Gomes
Mars tamamen kötü müdür? ACVA icra kurulu üyesi Gary Gomes Mars’ın ruhani girişimleri harekete geçirmedeki rolünü inceliyor.

Mars kadınları dul bırakır.
Hint Astrolojisi’nde Mars’ın, belki de doğru şekilde anlaşıldığında ve kullanıldığında insanın hayrına olabilecek sonuçlar doğuruyor olması yüzünden incelenmesi gereklidir. Ancak Hindu gezegenlerini yorumlarken karşılaşılan en büyük zorluk, astrologların çoğunun bunu sadece yüzeysel bir şekilde değerlendirmesi daha derinlemesine bir araştırma yapmamalarıdır. Özellikle Mars, genelde yanlış değerlendirilir, Vedik Astroloji’de ona düşüncesiz bir enerji formu rolü biçilir ve en iyi anlamda da Güneş’in sahip olduğu enerjinin daha kaba ve ham bir formu olarak değerlendirilir. Mars’ın en çok göz ardı edilen rollerinden bir tanesi, ilk olarak M. Ramakrishna Bahatt’ın (ve tabii yanı sıra Jyotish’in Sanskritçe klasik metinlerinin en iyi ve en saygın tercümanlarından biri olan P. S. Sastri’nin) metinlerinde karşılaştığım ruhani gelişime yaptığı katkıdır. Shri Bhaatt’a göre, Mars yeniden doğumdan kaçınanların gezegenidir, bu da anılan gezegenin ruhani boyutunu incelemek için kesinlikle yeterli olacak cazip bir ipucudur.

Mars Enerjisinin Yeniden Doğuşları
Mars Hint mitlolojisinde, aralarında Shiva’nın küçük oğlu Skanda’nın da (diğer isimleri de Murugan, Kartikeya ya da Subramanya’dır) olduğu bir kaç ilah tarafından temsil edilir. Bu savaşçı genç, dünyayı yok etmekte olan ve kendilerini sadece bir çocuğun öldürebileceğine dair bir anlaşma yapmış olan kötücül ruhları yenmek için yaratılmıştır.
Mars’ın bir başka temsili ilahı (Vishnu’nun Mars gezegeninden yeniden doğuşu olan) Hinduların aslan kafalı ilahı Narasimha’dır. Skanda gibi, Narasimha’da Brahma ya da Shiva’nın takdirini kazanmış bir kötücül ruhu yok etmek için doğmuştur. Tanrı’yla içeride ya da dışarıda/kapalı ya da açık mekanlarda, gece ya da gündüz, kendisine hiç bir silahın işlemeyeceğine ve hayvanlarla insanların ona zarar vermeyeceğine dair bir anlaşma yapmıştır. Bu şekilde tüm olasılıkları kapsadığını düşünmüş ve kendisine hiç bir zarar verilemeyeceğinden emin olan kötücül ruh dünyayı hükmü altına alma çalışmalarına başlamıştır.
Ancak zaman içerisinde o kadar zalimleşmiştir ki, kâinatın koruyucusu olan Vishnu onun hükmüne bir son vermeye ant içer. Kötücül ruhun karşısına küçük bir çocuk çıkar ve bir tapınağın önünde bir mantra zikretmeye başlar. Başta kötücül ruh bunu fazla önemsemez ama çocuğun söylediği şarkıdan rahatsız olur. Çocuk bütün gün bu ilahiyi zikreder ve alacakaranlık çöktüğünde birden, tapınağın sütunlarından hayretler uyandırıcı bir varlık ortaya çıkar. Bir aslanın (simha) kafasına ve pençelerine ancak bir insan bedenine (Nara) sahip olan bu yaratık, Narasimha, kötücül ruhun durmakta olduğu tapınağın eşiğine çıkar. Narasimha ne insan ne de hayvandır; ne gece ne de gündüz değil tam alacakaranlıkta ortaya çıkmıştır ve ne içeride ne de dışarıda değil bir eşiktedir. Narasimha, kötücül ruhu silah kullanarak değil pençeleriyle öldürür. Vishnu, Narasimha olarak kahinatın düzenini alt üst etmeye onu saptırmaya kadir olan kötücül bir ruhu, tüm kriterleri yerine getirerek yok eder. Bazı mezheplerin yogilerinin, Narasimha gibi görünmek ve kendi içlerindeki kötülükle savaşıp dünyayı kötücül ruhların etkilerinden kurtarabilmek adına bıyık ve sakal bıraktığı söylenir.
Hanuman, kadim bir Hindistan metni olan, Ramayana destanının en ilgi çekici karakterlerinden biridir. İlah Rama’ya kötücül ruhların Kralı Ravana’ya karşı verdiği savaşta yardımcı olan maymunlar ordusunun en güçlü ve en cesur savaşçısıdır. Kötücül ruh Ravana, sıra dışı bir güce sahip, evrensel düzeni tehdit eden bir tehlike olduğundan, bazıları Hanuman’ın, Shiva’nın Rama’ya yardım etmek için gönderilmiş gücünün bir tezahürü olduğunu düşünür. (Bknz. Robert Svoboda tarafından yazılmış olan Aghora’nın II. Bölümü) Hanuman, Rama’nın sadık destekçisi ve hizmetkârı rolünü oynar ve Mars gezegeninin bir tezahürü olarak algılanır. Rama ve Sita’ya tamamen sadıktır, Rama Güneş’i temsil ederken karısı Sita, yeryüzünden tezahür etmiştir.
Hanuman aynı zamanda süper güçleri olan bir varlıktır: Rama’nın kardeşi Lakshmana hastalandığında, Hanuman’a Lakshmana’yı iyileştirmesi için uzak bir diyardaki dağda yetişen belli bir bitkiyi bulup getirme görevi verilir. Hanuman, hangi bitkiyi toplaması gerektiğinden emin olamadığından dağı kaptığı gibi Lakshmana’ya getirir! Hanuman, ayrıca tek başına kötücül ruhların yuvası olan Lanka’yı da yok etmeyi başarmıştır. Hanuman’ın gücü ve kararlılığı inanılmazdır, bu da Mars’ın kudretinin en doğru tasviridir. Ulaşması gereken bir amaç ve verilmesi gereken bir hizmet varsa, gerçekten de harika bir gezegendir, bizi en kötü düşmanlarımızdan bile kurtarmaya kadirdir.

İlişkilerin Yok Edicisi
Ancak, bu cesaretli olma ve ödün verememe durumu, kişilerarası ilişkiler açısından aynı zamanda bir dezavantajdır. Haritalarında Mars’ın güçlü etkisi belli bazı evlerinde (ki bunlar özellikle 1., 2. , 4., 7., 8. Ve 12. Evlerdir) hissedilen bireylerin, istisnalar hariç, Kuja Dosha’ları ya da “Mars tutulması” olduğu söylenir ki, bu durum kişilerin ya eşlerinden zarar görmelerine ya da şahsın pek de uzun süremeyen ilişkiler yaşayacağı kişileri cazip bulmasına yol açar. Mars’ın yükselende Kova veya Aslan (B.V. Raman’a göre), ya da Akrep, Oğlak veya Koç’ta bulunmasıyla Kuja Dosha’nın ertelenmesi söz konusu olur. Fikrimce, bunlar Kuja Dosha’nın etksini azaltır ama tamamen ortadan kaldırmazlar. Bununla birlikte, Kuja Dosha’nın bireyin 28 yaşından sonra evlenmesi durumunda etkisiz kaldığı söylenir. Fakat kendi tecrübelerime göre, bireyin eşinin haritasında da aynı durum varsa Kuja Dosha etkisiz kalır. Kuja Dosha için alınabilecek devasal tedbirler vardır ve ben bunların başka bazı durumlarda da işe yarayabileceğini düşünüyorum. (Vedik Astroloji üzerine bir kitap yazmanın hazırlığı içerisindeyim, bu kitabın büyük bir çoğunluğu Amerika Birleşik Devletleri’nde basılmış çoğu Vedik Astroloji metninin normlarının dışında kalan gezegen etkilerine karşı alınabilecek devasal tedbirlere ayrılmış olacak.)
Brihat Parasara Hora Sastra’da Mars en kötü şerri gezegen, en menhus sonuçları doğurma potansiyeline haiz gezegen olarak algılanır. Böyle bir konuma oturtulmasının bir kaç nedeni vardır. En önemlisi Mars’ın bir askeri gezegen olarak görülmesi, kadınları dul bırakmasıdır. Mars gezegen ordusunun başkumandanıdır. Böyle olduğu için de, bu gezegen genelin yararına olacak konularda fedakârlıklar yapmamızı gerektirir. Bir anlamda mantık âlemi için bir eğretileme gibidir, çünkü rasyonel düşünce genellikle bize kendimizi iyi hissettirmeyen yollara sapmaya zorlar. Ancak elbette mantık ve akılcı düşünce yapıcı amaçlar için de kullanılabilir, fakat bunu yaparken dikkatli olunmalıdır. Mars’ın sembollerinden biri olan bıçak, öldürmek için de kullanılabilir, iyileştirmek için de.
Mars, agresif bir gezegendir, harekete geçmeyi gerektirir ve bir haritaya yerleştiğinde insana enerji verir. Mars bir şeylerin, zorla da olsa, olmasını sağlar. Birçok yönden, içinde bulunduğumuz teknolojik çağ Mars olmasaydı yaşanmazdı. Enerjisi aynı zamanda pişirilmiş yiyeceklerin yanı sıra metaller ve fabrika üretimi mallar için de geçerlidir. Mars aynı zamanda, cerrahi müdahaleler, mühendislik ve ruhani uygulamalarda başarı için elzem bir enerjidir, bu da bazı insanlar için Mars’ın en garip ve şaşırtıcı yanıdır. Bu üç seviye ve ihtiyacın nedeni, bu türden şeylerin adanmışlık, fedakârlık ve ruhani uygulamalar için bile zekâ kullanımı gerektirdiği konusunda ısrarcı olacağım, çünkü yüzümüzü Tanrı’ya döndüğümüzde bu bir nevi bir yogik geleneğe bağlı bir şekilde, bu kararlılıkla hareket eden bir zihin vasıtasıyla olacaktır ve kendimizi kontrol edebilmemiz için zihnimize hükmetmemizi sağlayan gezegen de Mars’tır.
Ne ilginçtir ki, askeri sömürge ve emperyalizm de Mars’la kavuşum ya da görünüm yapan başka bazı gezegenler sonucunda ortaya çıkar. Venüs, Satürn ve Jüpiter gezegenleri yaşam alanına sahip çıkma konusunda Mars’tan çok daha baskınlardır. Mars, insanları hayatlarından edebilir ancak işini yapılması gerektiği için yapar. Mal mülk çok da umurunda değildir, ancak çalışmalarının karşılığını almak ister, işte bu yüzden mülke hükmettiği söylenir. İşte onu ruhani aktiviteler konusunda bu kadar güçlü bir gezegen yapan da budur, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak dışında pek bir şeye bağlılığı yoktur. Onu bu kadar tehlikeli bir gezegen yapan da budur, çünkü görevini vicdansızca ve sonuçlarına aldırmadan yerine getirir. Mantık, emirleri uygulamak ve sadhana (ruhani uygulamalar) zekâ ve sağduyuyla yerine getirtilmelidir yoksa sonucu yok oluşla ve hüsran olur. Bunlara ek olarak, en safi haliyle radikal anlamda feragat da gerektiren, sadhana, ailelerin bölünmesine, bu bireylerin ailelerinden kopmalarına ve onları yalnız yaşamaya zorlar, tıpkı savaş gibi yuvaları yıkar, çiftleri birbirinden ayırır.
Hindistan’ın gayet saygın astrologlarından biri olan K.N. Rao’ya göre Bhrigu astroloji sistemine bakılacak olursa, Mars bir erkeğin eşini temsil eder ve Vishnu’ya ibadet etme eğiliminde olduğunu gösterir. (Vishnu’ya ya da Vishnu karakteristikleri taşıyan başka ilahlara, ki buna İsa ve Buda da dahildir), ibadet eden insanların haritalarında Mars’ın ya 1. ya da 9. Evlerinde olduğuna veyahut da 9. evleriyle görünüm oluşturan bir konumda bulunduğuna şahit olmuşumdur. Mars aynı zamanda, evlilik hayatında ve diğer insanlar arası ilişkilerde de sorunlara ve tartışmalara da neden olarak bizi yalnız çalışmaya ya da bir işi halletmek için o işin başına geçip etrafımızı yönetmeye zorlar. Mars’ın aynı zamanda kadim Hindistan’ın ilahiler kitabı olan Sama Veda’ya hükmettiğini öğrendiğimizde, Mars’ın dini ve ruhani anlamda neler ima ettiği de gayet açık bir şekilde anlaşılır.

Adolf Hitler
Aşağıda anılan kişilerin haritalarında güçlü Mars vardır. Örnek olarak hem ruhani hem de dünyevi özellikleri olan gayet tanınmış şahısları seçtim.
İlk örnek belki de bir haritada şerri mars olmasına dair en açık ve net örnektir. Adolf Hitler, Mars’ın yok etme kapasitesinin en belirgin örneğidir. Hitler’in haritasına bakarsak, Mars’la Venüs’ün (gezegensel savaş mesafesinde) birbirlerine gayet yakın bir kavuşum içerisinde olduklarını görürüz. Bu haritada, Mars, yükseleninin yöneticisi olan Venüs’ü yenmektedir. Bu ona savaş, yakıp yıkma ve mahvetme konusunda düşünme eğilimi veriyor. Aynı zamanda haritası, Ruchaka Yoga, yani “Büyük Şahsiyet Yogası” gösteriyor ki, bu durum Mars’ın kendi burcunda ya da belli bir açı yaptığı bir evde yüceldiği burçta olmasıyla söz konusu olur ve bir insanı ya polis ya da askeri güçlerin kumandanı ve bir lider yapar. Satürn, Ruchaka Yoga’ya 10. Evden görünüm yapmaktadır ve bu durum da şahsı normalde olacağından daha şeytani ve zalim kılar.
Hitler’in bu savaşvari eğilimlerini metodik bir şekilde icra etmiş olmasını, ona yalnızca hükmetme kabiliyetini vermekle kalmayıp, aynı zamanda da (B.V. Raman tarafından dile getirildiği üzere zayıf Merkür’üyle birlikte) düşüşüne neden olan 10. Evinde inanılmaz derecede güçlü olan Satürn’üne (Raja Yoga Karaka gezegenidir) bağlıyorum.

Ramakrishna Paramahamsa
Mars aynı zamanda ruhani açıdan yücelmek isteyen birçok bireyin haritasında aktif bir şekilde varlık gösterir. Ramakrishna Paramahamsa yüceldiği 12. Evde bulunmakta, bu da ona Kali ve Vedantik geleneklerine doğrudan erişme şansı bahşetmektedir. Mars’ın aynı zamanda atmakaraka gezegeni olduğu fark edilebilir (hangi burçta olduğuna bakılmaksızın en yüksek dereceyi yapan gezegene böyle denir) ve Navamsa haritasında, Mars başka alemleri işaret eden insanı özgür bırakan bir gezegen olan Ketu gibi Yengeç’te, yani harekete geçme ve disiplin anlamlarında zayıflıklara neden olabilecek bir yerleşimdedir. Şimdi bu noktada bir şeyi aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir; ben her ne kadar Ramakrishna’nın ruhani hayatı hakkında bir sürü başka detaylı açıklama gördüysem de, Mars’ın haritasındaki izleklerine bakmak bu duruma gayet basit bir şekilde açıklık getirmeye yeterli olup, Jyotish doğum haritalarına bakılırken bir kişinin ruhani potansiyelini değerlendirme açısından da önemli bir gösterge olabileceği göz önüne alınmalıdır.
Öncelikle, 12. Evin yöneticisi (Satürn) yücelmiş konumdadır; Satürn’ün yerleşmiş olduğu evin yöneticisi de yücelmiş konumdadır ve yalnızlıkla inzivanın gezegeni olan Mars da yücelmiştir. Ayrıca Mars’a göklerde seyahat etme şekli nedeniyle gezgin de denir. Ramakrishna aydınlanmış bir varlık olarak ünlüdür ancak bu aydınlanmaya ulaşma yolculuğu da eşsizdir. Ramakrishna’nın ilk öğretmeni tantrik bir kadındır; aynı zamanda duygusal değil mantıksal bir sistem olan Vedanta’ya da intisap ettirilmiş ve bir çok farklı dini incelemiştir. Söylendiğine göre, hayatının bir döneminde maymun ilah Hanuman’a kendini o kadar kaptırmıştır ki, ağaçlarda daldan dala dolaşarak insan kimliğini kaybetmiştir.
Ramakrishna’nın atmakaraka gezegeninin ilk evinden farklı yerlere yerleşimi, ona feragat etme ve inanılmaz yoğunlukta ruhani sadhana’yla şahsen özdeşleşme sağlamıştır. Saadet/Bahtiyarlık/Eksiksiz mutluluk durumlarına kolayca geçebilmektedir. Tanrı’yla bu şekilde doğrudan iletişime geçmek, en doğru biçimde Navamsa haritasında Mars’ın Ketu ile kavuşumuyla açıklanabilir çünkü Ketu Tanrı’yla tanışmamıza engel teşkil eden entellektüel sınırlamaları ortadan kaldırır. Ancak, Ramakrishna Hinduizm, Hristiyanlık ve İslam’ı kucaklarken, disiplinlerini uygulamaya fazla zaman vakfetmemiş fakat bu dinlerin her birinin onu aydınlanmaya götürdüğünü söylemiştir. Biraz oturup düşündüğü anda bile samadhi’ye ulaşan bir insan olmuştur!
Gezegenlerin tam etkilerinin insanların hayatlarında belli yaşlarda ortaya çıktığını öngören, Gezegensel Olgunluk sistemini (bu arada gezegensel olgunluk sistemi Bhrigu astroloji sisteminde kullanılan Bhrigu Naisarigka Dasa sisteminin daha basite indirgenmiş bir hali gibi görünmektedir) uyguladığımızda, Ramakrishna’nın Mars’ının kendisi 27-28 yaşlarındayken olgunluğa ulaştığını görürüz, bu da miladi takvime göre 1863-1864 yıllarına denk gelmektedir; Hart DeFouw ve Robert Svoboda’nın Light on Life (Hayata Işık Tutmak) kitaplarında nakledildiği üzere Ramakrishna’nın Satürn dasa’sı olan Rahu bhukti döneminde onun nirvikalpa samadhi (farkındalığın mistik hallerinin doruğa ulaşması)’ye ulaşmasına denk gelmektedir.
Ayrıca Ramakrishna’nın lagnalarının üçünün de Mars tarafından yönetilen Dhanishta’da gerçekleşmiş olduğunu görmek çok ilginçtir. Mars’ın yüceldiği 12. Evde bulunması onun gayet doğal olarak ruhani hayatla ilgilenmesine neden olmuştur. Ayrıca, Mars’ın bu konumu, 3. Ev (arzuların evi) ve 10. evlerinin (Kariyer ve harekete geçme evi) yöneticisi olduğundan arzu ve istekleriyle kariyerinin ruhani hayata yönelmesine neden olmuştur. Ramakrishna’nın evliliğine bakıldığında, 12. evindeki Kuja Dosha’nın ona tuhaf bir evlilik hayatı verdiği görülür. Aslında, evlendiği halde hiç bir zaman karısıyla birlikte olmadığı ve onu Kutsal Anne olarak görüp öyle davrandığından bahsedilir, böylece Mars’ın etkisiyle ortaya çıkabilen sıra dışı ancak ruhani evliliklerden birini yapmıştır. Öte yandan, burada Mars bazında yorumlar yapmakta olduğumuz düşünüldüğünde, 7. Evinin yöneticisinin 1. Evinde olduğunu söylemek gerekir, bu da evliliğini devamlı olarak düşündüğünü ancak Güneşinin yerleştiği nakashatra’nın yöneticisinin Mars olduğunu ve Mars’ın 12. Evinde bulunmasından ötürü bunu ruhani bir insanın yapacağı gibi yaptığını söylemek gerekir!
Dalai Lama
Dalai Lama’nın doğum haritasında, Mars lagnadadır ve kişiye güçlü bir öz disiplin ve saatler boyunca meditasyon yapma yeteneği bahşetmektedir. Doğum haritaları okumaya başladığımdan beri dikkatimi çeken en ilginç olgulardan bir tanesi de, Mars mahadasa’sı ya da bhukti’sinde, insanların büyük çoğunluğunun ruhani bir uygulama, özellikle de meditasyon, yapmaya başlamalarıdır. Örneğin, meşhur astrolog James Braha, Mars mahadasa’sı sırasında yoğun meditatif tecrübeler yaşadığından sıkça bahsetmektedir. Mars insana yalnızlık armağanını, içindeki ışığı takip etme yetisini bahşeder ve naçizane kanımca hızlı bir ruhani ilerleme sağlamaktan en başta sorumlu olan gezegenlerdendir. Ayrıca, karnımızdaki kundalini enerjisini yogik teoriye göre ruhani saadeti ilk kez tecrübe ettiğimiz yere, Venüs chakrasının bulunduğu kalbimize çıkarma iradesini de temsil eder.
Ayrıca, birçok uzak doğu dövüş sanatı ve atletik aktivitenin (bunların her ikisi de Mars tarafından yönetilmektedir) meditatif süreçler içerdiği ve savaşmanın (Mars) bizi başarıya götürebileceği de akıldan çıkarılmamalıdır; en alt boyutunda maddi mutluluktan sorumlu olan Venüs (Shukra) gezegeni; en yüksek boyutunda ruhani saadetten sorumludur. Ruhani saadet tecrübesi ya da sarf ettiği atletik çaba nedeniyle damar yollarında endorphin seviyesinin artmasını yaşamış olan kişiler bunun insana nasıl bir mutluluk verdiğine şahitlik edebilirler. Bir çok tıbbi test meditasyon sonrası ya da yoğun fiziksel aktivite sonrasında insanın fizyolojisinde değişiklikler olduğunu vurgulamaktadır. Her iki aktivite de (Venüs tarafından yönetilen) vücut kimyasını değiştirir ve Mars etkisinin kullanılmasının, disiplin ya da irade gücünün sonuçlarıdır.
Mars içsel dünyaların (Venüs, Merkür, Ay) ve yükseköğrenimin (Jüpiter, Satürn ve Ketu tarafından yönetilir) arasındaki geçittir. Gezegenler ordusunun (teknik anlamda Rahu ve Ketu’nun) başkumandanı olarak görevi onu arzularımızı (Rahu) ve garipliklerimizi (Ketu) yönetmektir. Krishna’nın ruhani yolda dikkatimizi çekmek için uğraşan bir sürü arzumuzu öldürmek ya da kontrol etmek için savaşma çağrısına kulak verir ve bizi bilgelik (Jüpiter) ve feragate (Satürn) yönlendirir. Bunu da bedelinin ne olacağına hiç aldırmadan yapar. Dünyada “ruhani dullar” da vardır çünkü Mars onları da bu yola sokar.

Doğum Bilgisi
Adolf Hitler: 20 Nisan 1889; Saat 16:30 Braunau-am-Inn, Austria. Doğum belgesi.
Ramakrishna Paramahamsa: 18 Şubat 1836; Saat 6:23; Hooghly, Hindistan. Geleneksel bilgi.
Dalai Lama: 6 Temmuz 1935; Saat 11:45, Tengster, Tibet. Bilgi bizzat kendisinden alınmıştır.
Referanslar
Bhatt, M. Ramakrishna, Prasnapadavi: Principles of Horary Astrology (Bir Saatte Astrolojinin Temelleri), Motilal Banarsidas, Delhi, Hindistan, 1987.
Braha, James, AstroLogos, Hermetican Press, Hollywood, Florida, 1989.
Kalidasa, Utara Kalamitra (S. S. Sareen tarafından tercüme edilmiştir), Sagar Yayınları, Delhi Hindistan, 1989.
Maharshi Parasara, Brihat Parasara Hora Sastra (R. Santhanam ve G.S. Kapoor tarafından tercüme edilmiştir), Ranjan Yayınları, Delhi, Hindistan, 1989.
Rao. K. N. Learn Vedic Astrology Without Tears, Ranjan Publications, Delhi, Hindistan, 1994.
Svoboda, Robert, Aghora II: Kundalini, Brotherhood of Life (Hayat Kardeşliği) Yayınları, Albuquerque, New Mexico, 1996.
Gary Gomes bir Vedik Astrolog ve Shaivite Hindu (Gangadhara Girish), Kriya Yoga rahibi (Swami Kampananda) ve Amerikan Vedik Astroloji Amerika Konseyinin lisanslı bir hocasıdır. Hint kökenli K.N. Rao’nun yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan ve Büyük Britanya’daki diğer birçok önde gelen hocanın da öğrencisi olmuştur. Gary, aynı zamanda bir ruhani disiplin olan Vedik Astrolojinin tanıtımını yapmakta olduğu Vedik Astroloji Kuzey Doğu Enstitüsünün de kurucusudur. Okumalar, dersler ve eğitim asistanlığı konusunda kendisinden yardım alınabilir.
Dr.Astrolog Gary Gomes & Dr.Astrolog Şenay YANGEL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir